Rus Edebiyatı II / Umut Sarıkaya

Bu bölümümüzde gülmekten kırılacaksınız...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
dikenüstünde
Süper Yetkili
Süper Yetkili
Mesajlar: 2285
Kayıt: 14 Eyl 2007 [ 07:06 ]

Rus Edebiyatı II / Umut Sarıkaya

Mesaj gönderen dikenüstünde » 27 Nis 2010 [ 19:55 ]


Rus Edebiyatı II

Moskova'da Puşkin Caddesi'nin hemen başındaki ikinci binanın 6. katındaki 12 numaralı dairenin ışığı, saat sabaha karşı neredeyse dört olmasına rağmen hala sönmemişti ve pencerede hareket eden karaltı belli belirsiz görülebiliyordu. Bu küçük ama zevkli döşenmiş evde düşünceli bir şekilde dolaşan kişi, İvan Gregory Çerniçetkin'den başkası değildi. İki gündür elinde Petesburg'daki sevgili dostu Dimitri Vasili Nazarov'un mektubu, odanın içinde volta atıp ona uygun, adabınca bir cevap yazmaya çalışıyordu. En sonunda uzun uzadıya yazmak yerine, kendisine kısa bir mektup yazmaya karar verdi. "Ahhh sevgili dostum Nazarov. Bilseniz ben de o kadar zor durumdayım ki. Poti'deki amcama binbir zorluklarla, utana sıkıla mektup yazdım ve cevap gelmesini beklediğim için cevabınızı geciktirdim. Bu mektupla size 150 ruble yolluyorum. Umarım bir kaç gün idare edersiniz bu parayla. Bugünlerde denetimler sıklaştı. Bütün arkadaşlar korku içerisindeyiz. En kısa zamanda aramıza katılmanızı ümit ederek... Daima dostunuz Çerniçetkin..." Yazdıklarını son bir kez okudu ve zaten kapanmakta olan göz kapaklarına karşı koyamayarak uykuya daldı.

Ertesi sabah en şık redingotunu giyip evden çıktı. Önce postaneye gidip mektubunu postaladı. ordan da manastıra gidip Peder Yoisimo'yu görmek için usul usul ilerledi karlı Moskova sokaklarında. Manastırın önü Sibirya'daki evlatları için Peder'den dua etmesini rica eden anneler ve bir tas çorba için sıraya giren yoksul insanlarla doluydu. Şık redingotlu Çerniçetkin, bir an için üstündeki şık kıyafetinden utandı bu zavallı insanları görünce, ama aksine bu yoksul insanlar saygıyla yol verdi Çerniçetkin'e. Peder, sadece insanlara özgü o gülümsemesiyle Çerniçetkin'i başıyla selamladı. Peder bir kaç dua dilenen kadınla konuşmaya devam ettikten sonra İvan Gregory'nin yanına geldi. "Hoşgeldin İvanuşka" dedi, onu çocuğu gibi severdi ve İvan daha önce olduğu gibi Tanrı'ya inanmadığı için bu yaşlı adamın karşısında bir kere daha utandı. Hoş, Peder İvan'ın inanmadığını biliyodu ama bu utancını artırmaktan başka bir işe yaramıyordu. İvan, utangaçlığını atıp gülümsedi. Bütün açıklığıyla, hiçbirşeyi gizlemeden olan biteni, çıkardıkları gazeteyi (anlattı) Almanya'da kaçak yaşayan arkadaşlarından bekledikleri haberden ateşli ateşli bahsetti. Peder bütün söylenenleri gülümseyerek dinledi ve en sonunda "Dikkatli ol sevgili çocuğum" diyerek elini omzuna koydu. İvan onu başıyla onayladı ve gitmek için izin istedi. Peder Yoisimo, İvan'ın arkasından baktı, belli etmemişti ama onun için kaygılanıyordu. "Ah zavallı çocuk " diye içinden geçirdi.

İvan manastırdan doğruca lokale gitti. Ama bugün, diğer günlerin aksine, giderken içinde bir ürperti vardı. Lokalden içeri girdiğinde kendisine bir içki söyledi. Barmen başıyla onu onaylayıp içkisini verdi. Yüzü kaygılıydı. İvanın yanına şık giyimli bir subay oturdu. Bu tanımadığı yabancı yanına oturunca İvan da kaygılandı. Kırmızı suratındaki gülümsemesi adeta bir yara gibi duruyordu subayın. Bakıştılar. İvan'ın bardağının yanına bir zarf koydu. Bu mektup Çerniçetkin'in sabah postaya verdiği mektuptan başkası değildi.

Dört yıl sonra Çar'ın affıyla Çerniçetkin Sibirya'daki sürgünden Moskova'ya geri dönmüştü. Yıllar sadece onun yüzünde değil, yüreğinde de değişime yol açmıştı. Daha önce neşeli, konuşkan, edebiyat sohbetlerinden zevk alan Çerniçetkin, artık içine kapanık ve somurtkan bir insandı. Evinden çıkmadan günlerce oturuyordu, bol bol votka içiyor, elinden enfiye kutusu hiç düşmüyordu. Evden az çıktığı zamanlarda kadim dostu İvan Nazarov onu yolda görüp başıyla selamladı ama Çetniçetkin oralı bile olmadan evine doğru seyirtmeye devam etti. Nazarov arkasından koştu ve neyinin olduğunu sordu. İvan sustu. Ona Petesburg'daki siyasi hareketin heyecanından bahsetti coşkuluca. İvan sadece "Hayırlısı ne ise o olsun. Çoluk çocuğa karışmayı düşünmüyorum şahsen ben Dimitriziğimm" dedi ve enfiye kutusundan biraz enfiye çekti. "Sevgili dostum nasıl konuşuyorsunuz: Sibirya'da şiveyi de bozmuşsunuz" dedi ve sinirleri bozulduğu için güldü bu zavallı adama. İvan, Dimitri'ye kapıyı gösterdi.

Bir kaç hafta sonra yine Dimitri'nin zoruyla İvan edebiyat toplantısına gitti. Goggol'un Palto'su üzerine hararetli bir tartışma vardı eski dostların arasında. İvan sadece anlamsız gözlerle onlara bakıp, votka içmeyi tercih etti. Tipik bir Alman-Rus'u olan Sergei Pavloviç, İvan'a "Sevgili dostum, Gonraçov'un Oblomov'unu okudunuz mu" diye sormaya yeltendi. İvan "Okudum okudum" dedi. Sergei tam onu başıyla onaylayacakken, İvan "Ne başınız yanınız oynuyo lan!" diye veryansın etti. "Aman sevgili dostum, Rus edebiyatında..." diye itiraz edecekken İvan sesini yükseltti. "Başlarım böyle edebiyata, ne lan bu. Hep kasvet, hep kar, hep ince psikolojik anlatım... içim karardı, bunaldım ya. Oğlum hepiniz zeki insanlarsınız, yazsanıza şöyle matrak birşeyler neşemizi bulalım. Kafa dağıtalım diye kitap mı okuyoruz, yoksa trigonometri problemi mi çözüyoruz belli değil" diye haykırdı. Dimitri "Sevgili dostum, Rus edebiyatını siz gerçekten bilmiyormusunuz yoksa? Bizdeki mizah unsurunu nerde bulabilirsiniz? Mesela Mihail Zovşenko'yu okudunuz mu hiç?" diye sordu. İvan "Lan Dimitri, 800 sayfalık tuğla gibi kitap okunur mu lan? Keriz miyim ben artist! Filmi çekilir, çok iyiyse izlerim. Ne yorucam kendimi" diye gülümsedi. Dimitri bu kendini bilmez tavır karşısında gerçekten sinirlenmişti, ilk defa ona soyadıyla, büyük bir resmiyet içinde seslendi. "Sayın Çerniçetkin, çok ileriye gidiyorsunuz" dedi. "Ne Çerniçetkin'i be! Çetin, Çetin!" diye onu düzeltti.

Tüm bunlar olurken İvan Gregory Çerniçetkin hala Sibirya'da kürek mahkumiyetine devam ediyor ve Moskova'ya gelen yabancının oraya nasıl geldiği konusu esrarını koruyordu.....



Kullanıcı avatarı
HayLaz_EjDer54
Süper Yetkili
Süper Yetkili
Mesajlar: 1382
Kayıt: 14 Ağu 2009 [ 20:02 ]

Rus Edebiyatı II / Umut Sarıkaya

Mesaj gönderen HayLaz_EjDer54 » 28 Nis 2010 [ 18:03 ]

Uzun o yüzden okumadım zamanım kalırsa okurum =D>

Kullanıcı avatarı
dikenüstünde
Süper Yetkili
Süper Yetkili
Mesajlar: 2285
Kayıt: 14 Eyl 2007 [ 07:06 ]

Rus Edebiyatı II / Umut Sarıkaya

Mesaj gönderen dikenüstünde » 28 Nis 2010 [ 19:35 ]

Yazı boyutu büyük olduğundan uzun görünüyor yav uzun değil =D>

Kullanıcı avatarı
liselikız
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye
Mesajlar: 50
Kayıt: 14 May 2009 [ 15:58 ]

Rus Edebiyatı II / Umut Sarıkaya

Mesaj gönderen liselikız » 03 May 2010 [ 16:14 ]

güzel ama karışık isimler yer bide uzunya dikkatetmiyo insan anlamadığım bizim zavallı çetin nasıl düşmüş oraya :ajan: insan sıkıntıdan patlar beeee :tuh:

Kullanıcı avatarı
dikenüstünde
Süper Yetkili
Süper Yetkili
Mesajlar: 2285
Kayıt: 14 Eyl 2007 [ 07:06 ]

Rus Edebiyatı II / Umut Sarıkaya

Mesaj gönderen dikenüstünde » 03 May 2010 [ 16:49 ]

Patladı zaten sonunda :heh:

Cevapla